Küresel sağlık turizmi ekosistemi, son yirmi yıl içerisinde tarihte eşi benzeri görülmemiş bir paradigma değişimine sahne oldu ve bu devasa pazarın kuralları adeta baştan yazıldı. Yirminci yüzyılın sonlarında ağırlıklı olarak az gelişmiş ülke vatandaşlarının şifa bulmak umuduyla Amerika Birleşik Devletleri veya Almanya gibi ülkelere gitmesiyle şekillenen bu sektör, günümüzde tamamen tersine dönmüş durumdadır. Artan küreselleşme, hava yolu ulaşımındaki devasa maliyet düşüşleri ve küresel sağlık standartlarının homojenleşmesi sayesinde; bugün İngiltere, Almanya veya Kanada gibi gelişmiş ülke vatandaşları, kendi ülkelerindeki hantal ulusal sağlık sistemlerinin aylar süren bekleme listelerini ve astronomik özel sağlık faturalarını aşmak için Türkiye gibi medikal altyapısı olağanüstü güçlü ülkelere doğru kitlesel bir akım başlatmıştır.
Biz Collified olarak, sektörde on yıllarca biriktirdiğimiz deneyimimizle şu gerçeği her gün masamızda, verilerle okuyoruz: Sizin bulunduğunuz şehrin en iyi konumunda kurduğunuz o son teknoloji klinik veya hastane, artık sadece yan sokağınızdaki yerel bir rakiple rekabet etmiyor. Siz, dünyanın dört bir yanındaki elit sağlık kuruluşlarıyla aynı acımasız ringdesiniz. Üstelik bu ringin kurallarını artık sadece tıp fakülteleri veya neşterinizin keskinliği değil; hedef ülkelerin karmaşık hukuki regülasyonları, farklı kültürlerin şekillendirdiği derin satın alma psikolojisi ve küresel arama motorlarının sağlık içeriklerine uyguladığı katı algoritmik filtreler belirliyor.
Potansiyel bir hastanın kendi ülkesindeki konfor alanını, ailesini ve bildiği güvenli sağlık sistemini elinin tersiyle itip, binlerce kilometre ötedeki, dilini dahi bilmediği bir hekime sağlığını ve hayatını emanet etme kararı, sıradan bir e-ticaret alışverişine kesinlikle benzemez. Bu süreç; doğası gereği yüksek bir tıbbi risk, derin bir belirsizlik ve ciddi bir finansal taahhüt barındıran, haftalar hatta aylar süren yüksek riskli bir psikolojik yolculuktur. Siz ameliyathanede ne kadar harikalar yaratırsanız yaratın, dijital dünyada hastanın yaşadığı bu karmaşık psikolojik savaşı tek başınıza veya “sosyal medyada görsel paylaşan” vizyonsuz bir ekiple kazanamazsınız.
Açıkça ifade etmek gerekirse, uluslararası arenada sürdürülebilir, döviz bazlı bir büyüme hedefliyorsanız, oyunun kurallarını modern dijital dünyanın gerçeklerine göre oynamak zorundasınız. Halihazırda kendi bünyesinde kurduğu tecrübesiz ekiplerle bu küresel arenaya çıkıp reklam hesapları kapatılan, uluslararası itibarını zedeleyen ve milyonlarca lira bütçeyi çöpe atan sayısız klinik görüyoruz. Zira bu iş, deneme yanılma yoluyla öğrenilecek bir hobi değil; arkasında hukuk, veri bilimi ve yüksek teknoloji yatan devasa bir dijital mühendislik operasyonudur.
Sağlık Turizmi Reklam Ajansı Nedir?
Geleneksel dijital pazarlama ajanslarının vizyonu ve size sunabilecekleri genellikle bellidir; size ay sonunda “tıklama oranları”, “sayfa beğenileri”, “etkileşimler” veya ne kadar ucuz “lead (form)” getirdiklerini anlatan yüzeysel metrikler satmaya çalışırlar. Onların dünyasında başarı, ne yazık ki ciroya dönüşmeyen kalabalık bir organik trafik illüzyonundan ibarettir. Ancak biz Collified olarak, bu eski ve ezbere dayalı anlayışı tamamen reddediyoruz. Bize göre uzmanlaşmış bir Sağlık Turizmi Reklam Ajansı; uluslararası medikal hukuku, arama motorlarının sağlık sektörü özelindeki katı YMYL (Your Money or Your Life – Paranız veya Hayatınız) standartlarını, ülkelerin demografik satın alma motivasyonlarını ve hasta-hekim arasındaki güven inşasının dijital mimarisini uçtan uca yöneten yüksek uzmanlıklı bir stratejik entegratördür.
Bizim temel amacımız, sadece web sitenize geçici bir organik trafik çekmek veya çağrı merkezinizi meşgul edecek niteliksiz numaralar toplamak değildir. Esasen, sizin için küresel trafik kaynaklarını, dijital otorite sinyallerini ve satışa dönüştürme sistemlerini kusursuz bir kronolojik sırayla birbirine bağlayan devasa bir uluslararası hasta kazanım hunisi (patient acquisition funnel) inşa etmektir.
Sektörde eski nesil “anahtar kelime doldurma” (keyword stuffing) taktikleriyle algoritma manipüle etmeye çalışanların, güncellemelerle nasıl silinip gittiğini çok iyi biliyoruz. Modern dijital pazarlama; kişiselleştirilmiş verilerle, arama niyeti (search intent) analizleriyle ve hedef pazarın kültürel DNA’sını okumakla yapılır. Dolayısıyla, bizim işimiz sadece reklam panelindeki birkaç düğmeye basmak değil; elde edilen dijital görünürlüğü, kliniğinizin ROI (Yatırım Getirisi) tablosunda pozitif bir değere, yani ameliyat masasına yatan ve sağlığına kavuşan gerçek bir hastaya (dönüşüm) çevirmektir.
İşin Mutfağı ve Süreç: Uluslararası Hasta Kazanım Hunisi Nasıl Kurulur?
Sektörde sıklıkla karşılaştığımız bir yanılgı var: Doktorlarımız ve klinik yöneticilerimiz işin sadece “İngiltere’ye reklam çıkmak” veya “Almanya’da sponsorlu post dönmek” olduğunu sanıyor. Oysa biz Collified olarak arka planda; veri analistlerinden metin yazarlarına, medikal hukuk danışmanlarından CRM otomasyon mühendislerine kadar devasa bir mutfak yönetiyoruz. Bu iş, tek bir tuşa basmaktan veya kopyala-yapıştır yapmaktan ibaret değildir; bir orkestra gibi uyum içinde çalışan çok katmanlı bir mühendislik sürecidir. Sizin için kurduğumuz bu sürdürülebilir mimarinin aşamaları şunlardır:
Huni Üstü (Top of Funnel): Global Trafik Akışı ve Marka Konumlandırması
Sürecin ilk aşamasında, kliniğinizin marka konumlandırmasını hedef pazara göre sıfırdan analiz ediyoruz. Amacımız, küresel rekabetin en yoğun olduğu alanlarda sizi doğru kitleye görünür kılmaktır. Sadece Google Arama Ağı reklamları değil; Meta (Facebook/Instagram), TikTok ve ülkeye özel diğer platformlarda, o coğrafyanın kültürel kodlarına uygun kampanyalar kurguluyoruz. Çok dilli arama motoru optimizasyonu (SEO) ile, potansiyel hastaların sorunlarını araştırdığı o ilk andan itibaren karşısına bir otorite olarak çıkmanızı sağlıyoruz. Halihazırda bu trafik akışını yaratırken ezberlenmiş medikal terimleri değil, o kültürün kendi gündelik jargonuyla yaptığı aramaları (long-tail keywords) tespit ediyor ve arama niyeti (search intent) optimizasyonu yapıyoruz.
Huni Ortası (Mid Funnel): E-E-A-T Standartları ve “Güven Motoru”
Dijital platformlardan büyük bütçelerle elde edilen o ham trafiği, doğrudan satın alma formlarına boğmak amatörlüktür. Sitenize giren trafiği, kliniğinizin merdiven altı bir işletme olmadığını kanıtlayacak teknolojik bir “Güven Motoru” (Trust Engine) ile karşılıyoruz. Arama motorları, özellikle de küresel pazarın hakimi Google, insanların sağlığını, hayatını ve finansal durumunu doğrudan etkileyecek sitelere sıradan e-ticaret siteleri gibi davranmaz. Siteniz YMYL (Paranız veya Hayatınız) kategorisindedir ve algoritmalarda tutunabilmek için E-E-A-T (Deneyim, Uzmanlık, Otorite, Güvenilirlik) standartlarına kusursuz uymak zorundadır.
Bunu sağlamak için; içeriklerinizi kimliği belirsiz metin yazarlarına değil, uzman tıp profesyonellerinin denetimine (medical review) sunuyoruz. Doktorlarınızın detaylı biyografileri, ulusal/uluslararası tıbbi dernek üyelikleri, uzmanlık alanları ve akademik yayınlarına giden linkler sitenize şeffafça entegre ediliyor. İddialarımızı NHS (Birleşik Krallık Ulusal Sağlık Hizmeti) kılavuzları veya PubMed gibi hakemli dergilere (primary sources) dayandırıyoruz. “Yüzde yüz kesin çözüm” gibi bilim dışı, tıklama tuzağı (clickbait) yaratan avam vaatleri asla kullanmıyoruz. Bununla birlikte, uluslararası hasta verilerinin korunması için Avrupa’nın GDPR ve Amerika’nın HIPAA regülasyonlarına tam uyumlu gizlilik politikaları, açık rıza metinleri ve SSL sertifikalarıyla sitenizi çelik bir zırhla kaplıyoruz.
Kültürel Satın Alma Psikolojisi ve Yerelleştirme (Lokalizasyon)
Reklam metinlerini basit çeviri araçlarıyla (translation) hedef dile çevirip yayınlamak, sağlık turizmi reklamcılığı değil, sadece bir vizyonsuzluk örneğidir. Farklı coğrafyaların medikal turizm taleplerini belirleyen itici ve çekici faktörler birbirine taban tabana zıttır. Biz mesajı sadece çevirmiyor, o kültürün derinine işlemiş satın alma motivasyonlarını şifreleyerek “yerelleştiriyoruz” (localization).
Örneğin, İngiliz veya Alman bir hastayı ikna eden şey sadece “düşük fiyat” değildir. Onlar kendi ülkelerindeki NHS gibi hantal sistemlerdeki aylar süren bekleme sürelerinden kaçarlar, oldukça rasyoneldirler. Onlara sunulan aşırı düşük fiyat, anında “riskli, merdiven altı klinik” şüphesi uyandırır. Dolayısıyla onlara ISO belgeleri, katı Alman veri gizliliği kurallarına saygı, klinik veriler ve gizli maliyet içermeyen şeffaf “her şey dahil” paketlerle yaklaşırız.
Orta Doğu ve Körfez ülkelerindeki hastalar için ise durum bambaşkadır. Onların karar mekanizması; fiyat odaklılıktan ziyade, kliniğin sunduğu VIP ihtimam (care), hastane odasının konforu, helal gıda seçenekleri, kültürel hassasiyetler, ana dilini konuşan refakatçi ve hekimin bölgesel itibarının büyüklüğü üzerine kuruludur. İletişim tonumuz (Tone of Voice) Arapça kampanyalarda sıcak, saygılı ve lüksü çağrıştırırken; İskandinav pazarında net, rasyonel ve duygusallıktan arınmış bilimsel verilere dayanır.
Huni Altı (Bottom of Funnel): Dönüşüm Mimarisi ve CRM Otomasyonu
Ziyaretçiyi ikna edip o formu doldurtmak, savaşın sadece yarısını kazanmaktır. Yabancı dilden gelen bir talebi e-posta kutunuzda saatlerce bekletir veya manuel Excel tablolarına işlerseniz, o hastayı saniyeler içinde rakibinize kaptırırsınız. Biz Collified olarak, geleneksel manuel yöntemleri reddediyor, gelişmiş yapay zeka destekli CRM otomasyonları kuruyoruz. Form düştüğü saniye “İlk Temas Hızı” (Speed to Lead) kuralı tetiklenir. Hastanın anadilinde, kültürel kodlarına uygun olarak hazırlanmış çok dilli otomatik WhatsApp veya e-posta iletişim akışları saniyeler içinde başlar. Endişe içindeki hastaya o an profesyonel bir dönüş yapmak, rekabetteki en büyük güven adımını tesis eder.
2026 Ticaret Bakanlığı Teşviklerinin Stratejik Yönetimi
Uluslararası alanda devasa bir operasyon yürütmenin ciddi maliyetleri vardır. Ancak bizler, stratejimizi T.C. Ticaret Bakanlığı’nın sektöre sunduğu “Hizmet İhracatı Destekleri” ekosistemine tam entegre çalıştırırız. 2026 yılı güncel mevzuatına göre; ajansımızla yürüteceğiniz süreçte yıllık 25.000.000 TL üst limite sahip Reklam, Tanıtım ve Pazarlama Desteği, hastanıza “uçak biletiniz bizden” vaadi sunmanızı sağlayan 25.000.000 TL Ulaşım Desteği ve uluslararası hastanın ameliyat korkularını silip atan 8.000.000 TL Komplikasyon Sigortası Desteği stratejimizin tam merkezindedir. Dijital platformlara ödenen bütçelerin doğru şirket kartıyla yapılması, faturaların hedef ülkeyi belirtecek formatta kesilmesi ve zorunlu ön onay (pre-approval) prosedürlerinin eksiksiz projelendirilmesini sağlayarak; hak edişinizin %50 ila %70’ini güvenle geri almanızı garanti altına alıyoruz.
Riskler ve Yasaklanan Uygulamalar: Sınır Ötesi Medikal Reklamcılığın Mayın Tarlası
Eğer bu işi regülasyonlardan bihaber merdiven altı bir ajansla veya şirket içindeki tecrübesiz bir ekiple yapmaya kalkarsanız, ödeyeceğiniz bedel sadece boşa giden paranız olmaz. Sektörde sürekli şahit olduğumuz en büyük illüzyon şudur: “İnternette sınır yoktur, Türkiye’den istediğim reklamı basarım.” Açıkça ifade etmek gerekirse, dijital sınırların ortadan kalkmış olması, hukuki sorumlulukların bittiği anlamına gelmez. Reklamınız İstanbul’dan yayına giriyor olsa dahi, eğer Londra’daki veya Berlin’deki bir vatandaşı hedefliyorsa, o ülkelerin ulusal reklam standartları denetim otoritelerinin kanunlarına eksiksiz uymak zorundadır. Hedef kitleye ulaşırken yapılan kural ihlalleri; reklam hesaplarınızın kalıcı olarak kapatılmasıyla, hedef pazarda utanç listelerine girmenizle ve yerel otoritelerin dahil olduğu ağır cezai yaptırımlarla sonuçlanır.
Birleşik Krallık (İngiltere) Pazarı: ASA, CAP Code ve POM (Reçeteli İlaç) Yasağı
İngiltere’de medikal reklamcılık; Reklam Standartları Kurumu (ASA), CAP Code ve MHRA tarafından oluşturulan son derece sıkı bir ağ ile denetlenir. İngiliz pazarını hedeflerken karşılaşacağınız en büyük kırmızı çizgi şudur: Reçeteli İlaçların (Prescription-Only Medicine – POM) halka yönelik reklamının yapılması yasa dışı ve bir suç eylemidir!
Eğer estetik veya obezite alanındaysanız ve sıradan bir ajansınız Google veya Meta’da “Botoks yapıyoruz” ya da reçeteli zayıflama iğnesi satan bir kampanya kurgularsa, bu doğrudan İngiliz kanunlarının ihlalidir. Uyanıklık yapıp ilacın adını yazmayarak “şırınga emojisi” kullanmak dahi ASA tarafından doğrudan POM promosyonu sayılarak cezalandırılır.
Biz Collified olarak bu aşılmaz mayın tarlasını ASA’nın “POM’u değil, konsültasyonu tanıtın” (promote the consultation, not the POM) prensibiyle aşıyoruz. Kampanyalarımızı “Botoks tedavisi” değil, “Kırışıklık karşıtı konsültasyon” (Anti-wrinkle injections) veya “Kilo yönetimi danışmanlığı” gibi tamamen yasal, risksiz ve jenerik ifadelere çeviriyoruz. Ayrıca ASA’nın sosyal sorumluluk ilkeleri gereği; hastaların beden güvensizliklerini sömüren, ameliyatı “yeni yıl kararı” gibi hafife alan veya “sınırlı süreli indirim, acele edin” diyerek hastayı finansal baskıyla tıbbi işleme zorlayan tüm amatör taktikleri sistemimizin dışında tutarak markanızı koruyoruz. Kaldı ki, ısrarlı ihlaller CMA (Rekabet ve Piyasalar Kurumu) aracılığıyla ceza davalarına dahi dönüşebilmektedir.
Almanya Pazarı: HWG Kanunu ve “Öncesi/Sonrası” Görsel Faciası
Almanya, tıbbi ürün ve hizmetlerin reklamı konusunda İlaç ve Terapötik Ürünler Reklam Kanunu (HWG) ile Avrupa’nın en diktatör ve detaylı denetimini uygular. HWG’nin 11. Maddesi gereğince; Alman vatandaşlarına yönelik tıbbi bir zorunluluk taşımayan tüm estetik ve plastik cerrahi reklamlarında “Öncesi ve Sonrası” (Before-and-After) fotoğrafların kamuya açık kullanılması kesinlikle yasaktır!
Alman Yüksek Bölge Mahkemelerinin (OLG Koblenz ve Hamm) yakın tarihli emsal kararları, bu yasağı çok daha korkutucu boyutlara taşımıştır. Artık sadece neşter kullanılan klasik ameliyatlar değil; dudak dolgusu, botoks gibi minimal invaziv işlemler ve hatta sonucu simüle eden yapay zeka (AI) destekli avatarlar bile HWG kapsamında yasaklanmıştır. Almanya’da tüketici haklarını savunan bağımsız “Rekabet Birlikleri” (competition associations) vardır ve sizin Instagram’da Almanya’yı hedefleyip öncesi/sonrası görseli çıktığınızı gördükleri an, size binlerce Euro’luk avukat faturası, ihtarname (Abmahnung) ve mahkemelerden reklamı durdurma kararı (cease-and-desist) gönderirler.
Biz Almanya’da mucizeleri görselleştiren doğrudan pazarlama ezberlerini çöpe atıyoruz. Bunun yerine stratejimizi Eğitim Odaklı İçerik Pazarlamasına ve Marka Otoritesi (Branding) inşasına yumuşak bir geçişle kurguluyoruz. Rasyonel Alman hastasına ameliyat fotoğrafı değil; hekimin akademik vizyonunu, uluslararası ISO akreditasyonlarınızı ve kullanılan modern teknolojilerin güvenilirliğini satıyoruz.
Veri ve Ar-Ge Vurgusu: Ezbere Strateji Olmaz
Modern dijital iletişimin kalbinde sezgiler değil, acımasız veri bilimi yatar. Sektörde klinik yöneticilerinden en çok duyduğumuz ve markaları batıran şikayet şudur: “Ajansımız bize ayda binlerce lead (form) getiriyor, Form Başına Maliyeti (CPL) çok düşürdüklerini iddia ediyorlar. Ancak aradığımız kişiler telefonu açmıyor, bütçeleri yok ya da fiyat sorup kaçıyorlar.”
Biz bu duruma sektörde “Lead Kalitesi Paradoksu” diyoruz. Forma sadece “ad-soyad ve telefon” koyarak huniye rastgele insanları doldurmak dünyanın en kolay, ama en yıkıcı işidir. Bu ucuz ve niteliksiz kalabalık, sizin çağrı merkezinizdeki değerli satış ekibinizin zamanını, enerjisini ve psikolojisini tüketir. Günün sonunda asıl başarı metriğiniz olan Müşteri Edinme Maliyeti (CPA) astronomik ve sürdürülemez seviyelere çıkar.
Bizim vizyonumuz çok nettir: Veri olmadan iş yapılamaz ve ezbere strateji olmaz. Biz yüzeysel tıklamalarla veya boş lead sayılarıyla değil, kliniğinizin kasasına fiilen giren ROAS (Reklam Harcamalarının Getirisi) ile ilgileniyoruz. Yüksek nitelikli hasta akışını kurguladığımız Ar-Ge mimarisi şu şekilde işler:
İlk olarak, açılış sayfalarımızdaki formlara “filtreleyici” (qualifying) sorular ekleyerek hastayı kalifiye ederiz. Obezite cerrahisi için BMI hesaplama araçları, diş tedavisi için panoramik röntgen yükleme opsiyonları veya hastanın uçuş planını soran dinamik filtrelerle, gerçekten niyeti ve bütçesi olan hastayı huniye alırız.
Daha da önemlisi, veriye dayalı bütçe optimizasyonu yaparız. Sadece formu dolduran kişilerin verisiyle algoritma eğitilmez. Sizin satış ekibiniz CRM üzerinden “Bu hasta randevu aldı ve ödeme yaptı” şeklinde bir başarılı işlem girdiğinde; biz bu altın değerindeki veriyi API (Uygulama Programlama Arayüzü) vasıtasıyla derhal Google ve Meta algoritmalarına (Çevrimdışı Dönüşümler – Offline Conversions) geri besleriz. Bu veri döngüsü sayesinde yapay zeka; formu öylesine dolduranları değil, fiilen ameliyat olan o kaliteli hasta profilinin “dijital ikizlerini” (Lookalike) öğrenir. Değer odaklı teklif stratejileri (Value-based bidding) kullanılarak devasa reklam bütçeniz, sadece kliniğinize kâr getirecek mikro-hedef kitlelere optimize edilir.
Paket Algısının Reddi ve Fiyatlandırma Gerçeği
Piyasada sıklıkla görebileceğiniz “Bronz Sağlık Turizmi Paketi: 500 Dolar”, “Aylık 10 Post ve Sınırsız Reklam: Gümüş Paket” gibi kopyala-yapıştır şablonların, işin ciddiyetiyle, modern algoritmalarla ve tıp etiğiyle uzaktan yakından alakası yoktur. Biz Collified olarak, bu sığ “Paket” algısını kesin ve net bir biçimde, kategorik olarak reddediyoruz.
Nasıl ki siz bir cerrah olarak her hastaya aynı standart ameliyatı ezbere uygulamıyorsanız; biz de her kliniğe aynı dijital şablonu dayatamayız. İngiltere pazarına saç ekimi pazarlamak isteyen dijital ayak izi olmayan yeni bir poliklinik ile; Orta Doğu’ya VIP obezite cerrahisi pazarlayan ancak Almanya’da hukuki ceza almış köklü bir hastanenin ihtiyaç duyduğu reçete ve uygulanacak tedavi tamamen farklıdır. Bir hekimin uzmanlık alanı, uluslararası vizyonu ve hedef coğrafyanın hukuki regülasyonları bir parmak izi kadar benzersizdir.
Standart paket fiyatımız yoktur, çünkü standart ve ezbere bir hizmet vermiyoruz. Bizimle masaya oturduğunuzda; önce markanızın dijital MR’ı çekilir, global rakipleriniz analiz edilir ve pazarın hukuki bariyerleri haritalandırılır. Fiyatlandırmamız; hedeflediğiniz ülkenin regülatif zorluk derecesine, kurulacak çok dilli iletişim ve CRM mimarisinin devasa yapısına, E-E-A-T standartlarında oluşturulacak tıbbi içeriğin derinliğine ve arka planda mesai harcayacak yüksek uzmanlıklı ekibimizin stratejik emeğine göre adil, dürüst ve şeffaf bir şekilde belirlenir.
Son söz olarak açıkça ifade etmek gerekirse; eğer ucuz hizmetler, hızlı tıklamalar ve “kısa yoldan hasta yağacak” vaatleri peşindeyseniz, paranızı, zamanınızı ve uluslararası marka itibarınızı heba edeceğiniz karanlık bir yola giriyorsunuz demektir. Sağlık turizmi sektörü, ülke ekonomisine muazzam döviz girdisi sağlayan en kârlı iş kollarından biri olmakla beraber; operasyonel, yasal ve algoritmik riskleri en yüksek olan ekosistemdir.
Siz ameliyathanede hastalarınıza şifa dağıtıp mucizeler yaratırken; bırakın dijital cephedeki o karmaşık, teknolojik, hukuki ve regülatif savaşı sizin adınıza biz verelim. Sürdürülebilir, güven odaklı ve global bir imparatorluk kurmak istiyorsanız; işinizi şansa, amatörlere veya ezberlere değil, veriye, bilime ve profesyonelliğe bırakmak zorundasınız. Küresel arenada kalıcı bir başarı, ancak Collified gibi işin ciddiyetinin farkında olan bir stratejik ortakla mümkündür.

2013 yılında Koç Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra Ziraat Bankası projelerinde ve ağırlıklı olarak sağlık sektöründe hizmet verdim. Şu anda Collified Reklam Ajansı’nın kurucu ortağı olarak Avrupa’daki pazara yönelik çalışan firmalara veri tabanlı dijital pazarlama hizmeti sunuyorum.
